3 Şubat 2012 Cuma

Konya-Güvercinlik Mağarası 2012

Yazan: Yağmur Yüzbaşıoğlu

20 Ocak Cuma akşamı macera başladı. Gece 12 sularında yola çıktık. Önce bi markete uğrayıp bir şeyler aldıktan sonra yol üstünden Turgay’ı alıp Konya Güvercinlik Mağarası 'na doğru yola koyulduk. Biraz muhhabbet biraz uyku sonrasında çorba içmek için gıcık bir restorantta mola verdik. Ağız tadıyla çayımızı bile içemeden tekrar yola çıktık. Sabahın erken saatlerinde Konyaya vardık ve jandarmaya gittik. O kötü restoranttan sonra jandarmada güzel bir ağırlama sonrasında kahvaltı yapıp önce fırına sonrada gıcık Memiş Muhtara gittik. Yaklaşık 1 saat boyunca Muhtarı bekleyip kazık(pahalı) odunlarından alıp kamp yerine gittik.
Kamp yerine varınca araçtan inmek çok zor gelmişti ama kamp yerine varmanın ve kamp yapcak olmanın verdiği heyecan o soğukta içimi ısıtıp araçtan inmeme yardımcı oldu. Araçtan malzemelerimizi indirip kamp kuracağımız alana doğru büyük bir heyecanla yürüdük. Kamp alanına varınca bir oh çekip dinlendikten sonra çadırlar kuruldu yerleşim tamamlandı.
Gece hat kurmaya gitcekler uykuya geçti. Şeyda,Betül,Sevcan ve ben çadırda biraz muhabbet ettikten sonra Turgay ve Ahmet'in yanına gittik. Ateş başında biraz ısındık. Turgay bizlere ateş yakmayı, ağaç kesmeyi öğretti. Derken akşam oldu yemekler yendi ve Cem,Anıl,Anıl mağaraya gittiler. Bizde biraz oturduk ve sonra ben soğuğa dayanamayıp yattım. Sabaha kadar ısınmakla uğraştım. Meğer çadırı kar kapladığı için çadır ve uyku tulumum ıslanmış ve ben o yüzden ısınamamışım.

Çadırdan çıktığımda her yer bembeyaz olmuştu, tarif edilemez harika bi görüntüydü. Kahvaltımızı yapıp ilk 40 metreye inmek için mağaraya doğru yola koyulduk. Oldukça eğlenceli,biraz soğuk ve kısa bir inişti. Kamp alanına dönüp yemek yedik,ateş başında sohbet ettik. Gece 130 metreye incek olan grup yemekten sonra biraz dinlendi ve yola çıktı, ben yine soğuğa dayanamayıp yatmaya gittim. Sabah uyandığımda ilk grup mağaradan çoktan dönmüştü ve hepsi çok mutluydu beni de koca bir heyecan sarmıştı.
Kahvaltımızı yapıp hazırlandıktan sonra mağaraya doğru yola çıktık. Mağaraya vardıktan sonra heyecanla hazırlanmaya başladım. Önce Cem indi aşağıya sıra bana geldiğinde heyecandan desandör düğümünü atmayı unuttum. İki Anıldan da yardım istedim. Ama onların da kafasını karıştırdım. Derken hatırladım ve tam inmeye başlamışken loopa oturdum. Çünkü yukarıda Anıllar moralimin yerine gelmesi için tezaurat yapıyordu. İlginç hamlelerle ve kurtarılma korkusundan istasyona girmeyi başardım ve inişe devam ettim.

Büyük salonu görecek olmanın ve ilk gerçek srt yapmanın verdiği mutlulukla aşağıya inmeye devam ettim. Son 40 metrede heyecanım gittikçe arttı ve mutlu sona eriştiğimde büyük bir hayranlıkla oluşumları incelemeye başladım. Anıllar da aşağıya indiğinde kahve içerek biraz dinlenip muhhabbet edip fotoğraflar çekmeye başladık. Yarasalar, oluşumlar her şey harikaydı. Büyük salonda taşlardan,yarasa pisliklerinin içinden geçerek tepeye kadar çıktık mutluluğum kat kat artıyordu o koca salonun karanlık muhteşemliğinde. Dönüşte yolu ben bulmaya çalıştım öncü olmak gerçekten zor bir şeymiş bunu da anladım ve pek başaramadım öncü olmayı. Hele öncülük yaparken yanlış yerlere girip yarasa pisliklerinin içinden geçerken gördüğüm iğrenç böcekleri hatırladıkça hala tüylerim ürperiyor. Böceklere rağmen o an mağaradan çıkmak istememiştim ama çıkış zamanı gelmişti. İlk ben başladım grubu yavaşlatmamak için biraz yoruldum haliyle ama ilk 40 metreye geldiğimde dinlenmek için çok vaktim oldu.
İlk 40 metre mağaranın ağzına yakın olduğu için oldukça soğuktu ben de oldukça terliydim. 1 saat beklemenin sonunda 90 metrelik hat toplanmış herkes ilk 40 metreye çıkmıştı. Biraz dinlenildikten sonra ben ilk 40 metreyi toplamaya başladım. Hat toplayacak olmak bana çok heyecan veriyordu. Aslında yorucuydu ama bu işi başarmış olmanın verdiği mutluluk yorgunluğumu unutturdu. Hatta geçen seneden kalmış olan kulağı da almayı başarmıştım. Mağaradan çıkınca ilk istasyonun almayı unutup mağara biramı yudumlamaya başladım. Hem mutlu hem üzgündüm. Her şeyi toparlayıp kampa dönmeye başaldık yolda Turgayla Mustafa yardıma geldiler.
Kampa vardığımızda yemeğimizi yiyip ateş başında o harika sohbete başladık. Bu son gecemizdi ve ben çok alışmıştım burdaki ortama, arkadaşlarıma, doğaya, ateşe, baltaya... Çok uzun bir süre ateş başında kahkahalar,espiriler,türküler derken saatler gece 1'i gösterince ben yine dayanamayıp yattım. Tulumun içinde 4 gün boyunca yaşadığım,öğrendiğim şeyleri düşününce dolu dolu 4 gün geçirdiğimi anladım.
Uyuyup uyandığımda toplanıp ankaraya dönme zamanımızın geldiğini anladım. Kahvaltı yaptıktan sonra toplanma başladı. Çanta toplamayı da böylece öğrenmiş oldum. Toplanma bitti ve malzemelerimizi araca taşımaya başladık.

Şoförümüz anahtarını kaybetti. Anahtarı bulduk hadi gidelim derken aracın çamura saplandığını gördük. Önce kendimiz iple çekmeyi denedik sonra jandarma geldi oda beceremedi. Son olarak traktör geldi ve bizi çamurdan çıkardı.
Konyaya doğru yola çıktık etli ekmek yemek için. Ben aslında yememeği düşünüyordum ama düşündüğüm gibi olmadı. Çok lezzetliydi ve sohbetle beraber çok güzel gitti. Etli ekmeği de yiyip Ankaraya doğru yola çıktık.

Araçtaki muhabbet yine harika ve eğlenceliydi. Yol üstünden enişteler beni aldı ve eve gittiğimde evimi çok yadırgadım. Bulunmam gereken yer ev değil doğaydı.

Yaklaşık 1 hafta oldu eve döneli ama hala daha alışamadım senelerdir yaşadığım evime. Kampta çok üşüdüm belki bir çok zorluk çektim ama nolursa olsun ordaki mutluluğum çok farklıydı. Her an yüzüm gülüyordu bir çok şey öğrendim ve bence en kısa zamanda yine bir kamp düzenlenmeli yoksa bu bunalımdan kurtulmam çok zor olacak.

26 Ocak 2012 Perşembe

Konya - Güvercinlik Mağarası / OCAK 2012


20 Ocak 2012 Cuma akşamı Ankara'dan yola çıkıldı. 24 Ocak Salı akşamı yoğun kar yağışıyla birlikte Ankara'ya dönüldü. Kamp ve mağara kısmı keyifli, dönüş yolu heyecanlıydı. Yemekler şahane, yapılan iş oldukça başarılıydı.

Katılımcı Listesi
Cem Emiroğlu
Anıl Alkan
Dide Banoğlu
Şeyda Çelen
Betül Özdemir
Ahmet Köksal
Mustafa Akçakaya
Sevcan Altınkaynak
Yağmur Yüzbaşoğlu
Turgay Baş
Anıl Göksel Öser





2 Aralık 2011 Cuma

HÜMAK YEMEĞİ



Tarih:
9 Aralık 2011, CUMA
Saat: 19:00
Yer: Fanus Restaurant
Adres: Atatürk Bulvarı No: 103/69 Gama İş Mekezi Yanı Denizbank Üstü KIZILAY / ÇANKAYA / ANKARA KAT:10

Fiyat: 60 TL

Katılım durumunuzun Cem Emiroğlu'na bildirilmesi rica olunur.

Cem Emiroğlu: 05366290652

2 Kasım 2011 Çarşamba

YÜRÜYÜN SEFEROĞULLARI! (kızılcahamam 2011 / 22-23 Ekim)


YÜRÜYÜN SEFEROĞULLARI!

Anıl’a göre 27 küsür kilometre yol yürümüşmüşüz.Ama o Anıl’a göre bence daha fazlaydı.

Başa saralım.Sabah uyanmak bir işkence olsa da 8.20’de AKM metro önündeydi herkes.Eskiler yeniler derken baya baya kalabalık bir gruptuk.”Henüz” tanışmadığımızdan belli çekingenlikler eşliğinde otobüsümüze bindik vıınnn Kızılcahamam’a yola çıktık.Yolda ne olup bittiği hakkında herhangi bir fikir beyan edemiyorum şuanda çünkü gözümü açtığımda Kızılcahamam’da market alışverişi yapılıyordu.

Alışverişti tuvalet molasıydı derken yürüyüşümüze çekeceğimiz ızdıraptan habersiz başladık.

Benim ufacık sırt çantamın yanında Cem’in DEVASA sırt çantasını görünce bu yol bitecek mi acaba diye düşündüm.(Bitecekmiş ama bizde bitecekmişiz meğersem)Yolda yepyeni Hümaklılarla tanışmış oldum.Mesela Tuğba.Yol boyunca kah derslerden kah gündelik yaşamdan konuşa konuşa ilerlerdik.Yaklaşık 45 dakika yürünmemişti ki pes dedik.Zaten yürürken terlemişiz.Hem üstümüzü değiştirelim hem de bir su içek la molası verdik.Bu molada yaşanan iğrençlikleri hahaho oğlum bak donum bile terlemiş muhabbetlerini es geçiyorum.Yazamayacağım.Midem el vermedi.

Yürümek zorlu işti eşyalarla.Hurçları kah kızlar taşıdı kah erkekler ama en çok Hamza taşıdı gık demeden.Arada yemek molası verildi.Yanımızdan motoruyla geçip giden Safa’ya laflar atıldı.Beni de al o motora nidalarıyla güle oynaşa yola devam ettik.Herkes grupla tanıştı kaynaştı.İnsan tanımak güzel şey vesselam (:

Anıl A.yol boyunca kocaman bir yokuşu tırmanacağız hahahehaho diye gülüyordu ama yalan söylüyor sanmıştım.Evet öğrendim ki Anıl bu konuda yalan söylemezmiş.O nasıl bir yokuştu öyle arkadaşım.Hani buraya yazıyorum ama onu yaşamanız lazım.Lazım yani..

Arkada kalan artçılar isyan etti durun falan diye ama hepimiz yokuşun başına mola vermeden vardık ve yokuşun başında mola verdik.Bacaklarımı uzatıp oturmuştum ki arı soktu beni.Buradan faaliyet sorumlum Ferdiye sesleniyorum.Hala amonyak bekliyorum ‘senden’.İyi ki alerjim yok iyi ki..

Cem başkan hadi az kaldı dedi ve yürümeye devam ederek kamp alanına vardık.Herkes tam olarak kamp alanına varınca kimi odun toplamaya gitti kimi çadır kurmayı bilmeyen arkadaşlarımız çadır kurma çabasına girişti.Ortak iş bölümü sayesinde ateşimiz yandı çadırlara yerleşildi.(Burada belirtmek isterim Ömer arkadaşımızın baltayla enteresan bir bağı var.)Veee beklenen o an geldi.Yaşasın yemek yemek!

Eşref’in girişimiyle başladığımız ve ortak bir çalışmayla makarnamız haşlandı.Çorbamız yoktu.Başka kampa artık..Makarna tonbalığı ve pilakiler eşliğinde güle oynaya yemeğimiz yendi ki herkes bu konuda hem fikirdir sanırım:Yediğimiz en lezzetli yemekti (:

Aç karnımızı doyurduktan sonra ateş başı sohbeti başladı.İçkiler paylaşıldı yiyecekler döndü gülündü eğlenildi..Çok eğlenildi.

Zaten çok uykusuz olduğumdan 11,30 civarı uyumaya gittim ben çadırıma.Sonra yarim geldi.Uyuduk.Sabah yürüyüş yapan amcaların sesiyle uyandım.Neredeyim lan ben evresini geçtikten sonra Ozan’ı uyandırdım.O sırada çadırımızı evlatlıklarımız Anıl Göksel ve Şeref bastı.Böylece kalkıp kahvaltı faslına geçmiş olduk.Gece olan biten havadisleri aldık.Kusan1 bunu okuduğunu biliyorum (: Barış çadırın kapısına kusmuş.Dayanamayan Ezgi,Anıl Göksellerin çadırına gitmiş ve o çadır birden bire 6 kişi olmuş.Gece Meltem kaybolmuş birde.

Kahvaltı bittikten sonra toplanıldı ve tekrar yola koyulduk.Bu defa yürümek daha kolaydı.Yükler hafiflemişti çünkü.Mutluyduk anlayacağınız.

Yolda Başkentli doğa sporları topluluğuyla karşılaştık.Merhabalaştıktan sonra yola devam ettik ve mola verdik.Yemekler yendi fotoğraflar çekildi ve eğlenceli yürüyüşe devam edildi.Herkes dün geceden kaynaştığı için muhabbetler gülüşmeler eksik olmadı yol boyunca..

Uzun çok uzun bir yürüyüşün ardından Kızılcahamam merkeze indik ve yemek yemek için bir yere girdik.Çorbasıydı köftesiydi derken otobüsümüz geldi ve mutlu aptal bir gülümsemeyle otobüsteki yerlerimizi aldık.Uyumuşum..Mutlu olmuşum..

Özel teşekkür:Faaliyetimizi fotoğrafsız bırakmayan Ezgi G

Ateş başında sesleriyle bizi mest eden Ekin

Kışlık tulumu bana verip yazlık tulumda hipotermiyle karşı karşıya kalan sevgili sevgilim Ozan

Sesi kısık dahi olsa bizi en iyi şekilde getirip götüren Ferdi

Balta adam Ömer

Ve tüm HÜMAK ailesi..Hayatıma bir artı daha kattığınız için teşekkürler.

Özge Nur

25 Ekim 2011 Salı

Temel Mağaracılık ve Kampçılık Eğitimi


yer: kastamonu/devrakani -sarpunalınca mağarası
27-30 ekim tarihleri arasında (perşembe-pazar) kamp atıp, deli gibi eğlenip, mağaraya girilip, eğitim verilecektir.alacağınız en zevkli eğitim olacağını sizde bende çok iyi biliyoruz :D
perşembe 18.00 da beytepe kampüsü yer bilimleri binası ana kapısı önünden yola çıkalacaktır.faaliyete gelecek olan üyelerin saat 17.00 de tüm ekipmanları ile
yer bilimleri binasında olması beklenmektedir.zira araca malzeme yüklenip son hazırlıklar yapılacaktır.
not :faaliyet ücreti 40 lira olup son güne kalmadan bana(ferdi) veya betül e iletilmesi rica olunur
faaliyet sorumluları : ferdi uğurlu 0506 290 35 31
betül özdemir 0555 872 13 75
ikinci bi not : faaliyet ile ilgili her tür sorunuzu ve sorununuzu bize danışabilirsiniz.çekinmeyin :D
üçünü bir not daha: evet yukarıdaki resim gideceğimiz mağaranın girişi..muazzam değil mi :D
 

İletişim

Bu blogda yazar olarak yer almak ve katkıda bulunmak istiyorsanız, blog yöneticileri ile iletişime geçmeniz yeterli olacaktır.



Blog Yöneticileri

HAKKINDA

Hacettepe Üniversitesi Mağara Araştırma Topluluğu (HÜMAK) 1988 yılında kurulmuştur. Kurulduğu günden itibaren Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde araştırma ve eğitim faaliyetlerine devam etmektedir.

AMAÇ

Hacettepe Üniversitesi Mağara Araştırma Topluluğu 'nun (HÜMAK) çok yazarlı resmi ve gayrıresmi paylaşım ortamıdır.

Kafasından bareti eksik etmeyen tüm mağaracıları aramızda görmekten keyif, zevk, haz ve gurur duyarız, hoşnut kalırız..